Meleklerin Adı Nedir?
İnsan, bazen yaşamın akışında, düşlerinin içinde kaybolur ve o sırada meleklerin kim olduğunu, adlarını ve gerçekten var olup olmadıklarını sorgular. Ben de bir zamanlar, kaybolduğum anlarda, meleklerin adlarını öğrenmek istedim. Bir gün, nehrin kenarına oturup gökyüzüne bakarken, bir soru takıldı kafama: Meleklerin adı nedir?
Yağmurdan Sonra Gökkuşağı
Kayseri’de bir sonbahar sabahıydı. Hava tam ısınacakken birden yağmur başladı. Küçük penceremden bakarken, her damlanın toprağa çarparken çıkardığı o hoş sesi duyabiliyordum. Tüm şehir, o birkaç dakikalık yağmurla sanki bir anda uyanmıştı. Yavaşça elimi penceremin kenarına koyup derin bir nefes aldım. Aniden kalbimde bir şey değişti. Bu yağmur, bir şeyleri temizlemek için gelmiş gibiydi. Belki de ruhumun içinde biriken her şeyi yıkamak, arındırmak için. O an, meleklerin adını merak etmeye başladım.
Zihnimde bir sürü düşünce birbirine karıştı. Hangi melek beni izliyordu? Neden bu kadar yalnız hissediyordum? Yağmurun ardından, o gökyüzü parçalandı ve bir gökkuşağı belirdi. İnsanın, umutla bağdaştırdığı o renkli çizgi… Düşündüm: “Meleklerin adını bilmek, benim için o gökkuşağını görmek gibi bir şey olur muydu?”
Bir Anlık Heyecan, Derin Bir Hayal Kırıklığı
O gün dışarı çıkmaya karar verdim. Hava hala ıslak ve serindi. Yavaşça adımlarımı attım, Kayseri’nin ara sokaklarında kaybolan eski taş evlerin arasında yürüdüm. Şehir bir yanda kalırken, ben kendi iç yolculuğuma doğru ilerliyordum. Kendimi hep bir yolculuğa çıkarken bulurum. Çünkü bazen kaybolmak gerekir, kaybolduğunuzda hem kendinizi bulursunuz hem de tüm sorularınıza cevaplar…
Bir kafenin önünden geçerken, içeriye giren bir grup genç gördüm. Hepsi gülümsüyordu. O an, o gülümsemelerde bir şey vardı. Bir şey eksikti. Bir eksiklik hissi, bir huzursuzluk. Onları izledim bir süre, ama hiçbirinin yüzünde gerçek bir mutluluk yoktu. Hepsi dışarıdan gelen bir baskıyla gülümsüyordu. İçlerinde bir kırıklık vardı, ama kimse bunu görmek istemiyordu.
İçimden bir ses, “Belki de melekler, bizler ne kadar kaybolmuşsak, o kadar çok bizlere yakınlar,” dedi. Bir anda bir hayal kırıklığı sardı içimi. Hani melekler her zaman insanlara yardım ederdi ya? Hani onların gözleri hep bir umutla parlardı? Oysa burada, bu kafede, gençlerin yüzlerinde, gülümsediklerini sandığım ama bir türlü içtenliği bulamadığım bir hüzün vardı.
Bir an, meleklerin adı olmalıydı. Onların bir adı olmalıydı ki, kim olduklarını ve bizi ne zaman bulacaklarını bilelim. Ya belki de isimler, onların gücünü ortaya çıkarıyordu. Kendimi sormaya başladım: “Meleklerin adı nedir?” Belki de bu, bir zamanlar kaybolduğum o anlarda, anlamını aradığım soruydu.
Bir Cevap, Ama Hiçbir Zaman Tam Olarak
Bir akşamüstü, Kayseri’nin o meşhur dağlarının eteklerinde yürürken, bir küçük çocuğun sesini duydum. Çocuk, sokakta koşuyor, ellerinde balonla, etrafındaki her şeye neşeyle bakıyordu. O kadar saf ve temizdi ki, içinde hiçbir kaygı yoktu. Birden, bir şey fark ettim. Çocuğun balonunun rengi, gökkuşağının tam ortasında kaybolan rengiydi. O an, içimde bir ışık yandı.
Sanki bir şeyler yerine oturdu. Belki de meleklerin adı o kadar önemli değildi. Çünkü onlar, belki de her an yanımızdaydılar. Adları, bizlerin içindeki duygularda gizliydi. Onlar, kalbimizdeki o seslerdi, bazen yumuşak bir fısıldama, bazen de sert bir itici güç. Belki de melekler, kimseye söz vermezlerdi. Onlar sadece her an yanımızda olurlar, gizlice izlerlerdi.
Çocuk, balonuyla gökyüzüne bakarak bir dilek tuttuğunu söyledi. “Ben de dilek tutabilir miyim?” dedim. Çocuk gülümsedi ve “Tabii, her zaman.” dedi. Ama o an, içimde bir şey hissettim. Dilek tutmanın meleklerin adıyla bir ilgisi olduğunu düşündüm. Her dilek, bir dua gibiydi. Her dua, bir melekle konuşmaktı.
Son Söz: Melekler ve Adları
Bugün hala, meleklerin adını öğrenmek için uğraşıyorum. Ama bir şey fark ettim. Belki de o ad, sadece bir arayışın peşinden gitmekti. Belki de bu sorunun cevabı, bizim onlara olan inancımızda gizliydi. Eğer gerçekten inandığımızda, onların adlarını, kim olduklarını bir şekilde hissedebilecektik.
Kayseri’deki o yağmurlu günün ardından, meleklerin adı nedir diye sorarken, aslında bir yanıt aramıyordum. Belki de yaşamın bir parçasıydılar, bizim için hep oradaydılar ama biz çoğu zaman onları görmek için gözlerimizi yeterince açmıyorduk. Belki de onların adlarını öğrenmek, en son yapmamız gereken şeydi. Çünkü her şeyin bir zamanı vardı.
İçimdeki eksiklik belki de bu sorudan değil, o adı tam olarak bilmemekten geliyordu. Hayal kırıklığı, bir cevap almak değil, doğru soruyu sorabilmekti. O yüzden her zaman sorularımı sordum: Meleklerin adı nedir?