TDK’ya Göre “Eylemek” Ne Anlama Gelir? Bir Genç Yetişkinin Hikayesi
Bazen kelimeler, bizden daha çok şey anlatır. Bazen de kelimeler, anlamından çok hissettiğimiz bir yük taşır. Bugün, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken birden aklıma takıldı: “Eylemek” kelimesi. Belki de bazen anlamından öte, kelimelerin içindeki duygularla insanın ruhunu anlatmanın en doğru yolu budur. Ama önce, biraz daha geriye, geçmişe gitmem gerekiyor. Şehirdeki yavaş günlerden birinde yaşadım bu duyguyu…
Herkesin Kendini Bulduğu O An: Eylemek
Hayatımda bir dönüm noktasında olduğumu hissettiğim bir günde, kaybolmuş hissettiğimi hatırlıyorum. Kayseri’nin bir köyünden gelen, taze ekmek kokusu, kasvetli gökyüzüyle birleşince, insan bir parça içe dönmek istiyor. Eylemek… Ne demekti bu kelime? O gün, hayatımın en önemli günlerinden biri olarak kalacak, bir anlam arayışı içinde kendimi kaybettim.
Bazen, kelimelerle haşır neşir olmak bir terapiye dönüşür. “Eylemek” dediğinde, birinin sizi anlamasını mı bekliyorsunuz? Yoksa sadece bir şeyleri değiştirme gücünü hissetmek mi? Belki de ikisi birden. Bunu düşünerek geçirdiğim o sabah, Kayseri’nin sokakları arasında kaybolmuşken, içimde neyi aradığımı bilmiyordum. Ama arayacağım bir şey vardı; bu kelimenin bana anlatmaya çalıştığı.
Kaybolduğum O An: “Eylemek” ve Ben
O sabah, bir kahve içip kendime bir şeyler yazmak için parka gitmiştim. O kadar basitti ki her şey. Normalde, bu tür anlarda sessizlikle baş başa kalmak çok rahatlatıcı olurdu, ama bugün bir şey eksikti. Hava da soğuktu, bu yüzden sırtımı çantama yaslayıp bir köşe buldum.
Ve sonra, eski bir defterin sayfalarına dalmışken, düşündüm: “Eylemek ne demekti?” Bilirsiniz, insan bazen bu tür düşüncelerle cebelleşir. “Eylemek”, TDK’ye göre “yapmak” anlamına gelir. Ama ben, anlamın ötesinde bir şeyler arıyordum. Zihnimdeki düşünceler, bir anda beni daha da karamsar yaptı. Ne yapmak istiyordum? O an hiçbir şey yapmak istemiyordum, ama bir şeyler yapmak zorunda hissediyordum. Eylemek… Sonunda ne yapmalıyım?
İçsel Bir Boşluk: “Eylemek” Kendisini Bulmak
Bir süre sonra, içimdeki bu boşluğu hissettim. Yaşamayı bir kenara bırakıp, yalnızca varlıkla yetiniyordum. Bu kadar basit bir şey… Ama derinlerde, bir şey eksikti. Bu boşluğu doldurmanın yolu var mıydı? Eylemek… Bu kelimenin arkasında bir anlam var mıydı? Ya da belki de hayatın doğal akışında, her şeyi olduğu gibi kabul etmenin vakti gelmişti.
Ama hayatın doğal akışına teslim olmak… Kolay bir şey değildi. Birbirini takip eden o günden sonra, çevremdeki insanlar, etraftaki her şey bir şekilde bana “eylem”de bulunmamı telkin ediyordu. Kimi zaman hiç beklemediğim bir şekilde bir tavsiye alıyordum. “Hayatını değiştir”, “Ne yapıyorsan yap, ama harekete geç!”, “Bir şeyleri değiştirmek istiyorsan önce kendini değiştirmelisin.” Bu cümleler, aslında kelimenin bana kattığı anlamdan daha çok bir uyarı gibiydi. Çünkü bana bir şeyleri değiştirme gücü veriyor gibiydi. O an, aradığım cevabın bir yerlerde olduğunu düşündüm.
Çekingenlikten Cesarete: Bir Eyleme Adım Atmak
Ve bir sabah, çekingen bir şekilde adımımı attım. Kendi küçük dünyamda bir şeyleri değiştirme zamanı gelmişti. Kayseri’nin caddelerinde yürürken bir yandan dışarıyı izlerken, bir yandan da içimdeki “eylem” düşüncesiyle adım atıyordum. Şimdi ne yapmalıydım? Farklı bir şey yapmak istiyordum, ama neyi değiştireceğimi bilmiyordum. TDK’deki anlamı ne olursa olsun, ben için “eylem” çok daha derindi. O, bir şeyleri başarmanın adımıydı, ama her şeyden önce “kendi iç yolculuğumu başlatmanın” anlamına geliyordu.
Kendimi değiştirirken, başkalarının ne düşündüğü ve ne dediği de önemli olmamaya başladı. Eylemek, aslında kendi içimde bir yolculuk yapmaktı. O an fark ettim: Eylemek, sadece bir şeyler yapmak değil, aynı zamanda doğru yolu bulmak için atılan adımlardı. Bu eylemler bir anda büyük bir değişime dönüşmemişti ama her biri, ruhumda bir şeyleri harekete geçirmeye yetti.
Sonunda Ne Oldu? Bir Eylemin Beni Bulduğunu Anladım
Zaman geçtikçe, bu kelime bana her şeyin ötesinde bir anlam taşıdı. Eylemek sadece başlamak değil, bitmek tükenmek bilmeyen bir yolculuktu. Adımlarım küçük, ama her biri içimdeki boşluğu biraz daha dolduruyordu. Bu yolculukta, kaybolmuş hissettiğim anlar da vardı, ama şimdi anlamını bulduğum her “eylem” bana yeni bir umut veriyordu.
Çünkü eylemek, yalnızca bir kelime değil, içsel bir güçtü. Hayatta kararsız kaldığınızda ya da kendinizi kaybolmuş hissettiğinizde, o kelimeyi hatırlayın. Eylemek… Her şeyin başlangıcı. Ve belki de en önemlisi, bir şeyi değiştirebilmek için önce kendini değiştirmeli insan.
Şimdi, her sabah bu kelimeyi düşündüğümde, bir şeyler daha kolaylaşıyor. Çünkü hayatın anlamı, bazen küçük adımlardan ibaret oluyor. “Eylemek” dediğimizde, büyük bir şey yapmayı beklemeyin. Küçük bir adım bile büyük değişimlere yol açabilir.
Eylemek… İşte bu demekti.