Kayseri’de Başlayan Bir Sorgu: “FTR doktoru kaç yıl?”
Kayseri’nin sabahları hep aynı kokuyla başlıyor bende. Soğuk hava, uzaklardan gelen ekmek fırını dumanı ve içimde hiç dinmeyen bir düşünce kalabalığı… 25 yaşındayım ve hayatımın bu döneminde her şey biraz yarım, biraz ertelenmiş gibi hissediyorum. Günlüklerim dolu ama cevaplarım eksik.
O gün de öyle bir gündü. Annem sabah kahvaltıda sessizdi. Sessizliği sever ama o sabahki sessizlik başka bir şeydi. Sanki bir şey söylemek isteyip de söyleyemeyen insanların oluşturduğu bir boşluk vardı mutfakta. Ben ise telefona bakıp duruyordum, aklımda tek bir soru dönüp duruyordu: FTR doktoru kaç yıl?
Bunu neden düşündüğümü bile tam bilmiyordum. Belki de insanın hayatı bir yerde durur ve başka hayatların nasıl başladığını merak eder. Benimki de öyle bir andı.
Bir Hastane Koridorunda Başlayan Hikâye
Bir gün önce devlet hastanesine gitmiştim. Dizimdeki ağrı için değil aslında, sadece “geçmiyor” dediğim bir ağırlık vardı içimde. Sanki bedenim değil de zihnim yürümekte zorlanıyordu.
Koridorda yürürken beyaz önlüklerin arasında bir düzen vardı. Herkes bir yere yetişiyor ama kimse gerçekten orada değil gibiydi. O an gördüm onu. Fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünden bir doktor, hastayla konuşuyordu. Sesi sakin, ama netti. İnsanlara umut veriyordu, fark etmeden.
O an içimde bir şey kıpırdadı.
“Bunu yapan biri kaç yılda oluyor?” diye düşündüm. Sonra kendime engel olamadım ve zihnimde soru yankılandı: FTR doktoru kaç yıl?
Sanki bu soru sadece bilgi değil de, bir hayat kapısının anahtarıydı.
Evde Sessiz Bir Araştırma
Akşam eve döndüğümde bilgisayarın başına geçtim. Pencere açık, Kayseri’nin soğuğu içeri sızıyor. Ben ise ekrana bakıyorum.
Tıp fakültesi… 6 yıl.
Sonra uzmanlık sınavı… TUS denilen o zorlu eşik.
Ve ardından FTR uzmanlığı… yaklaşık 4 yıl.
Topladığında bir insanın gençliğini tamamen içine alan bir yol. Bir anda gözümde o beyaz önlüklü doktor canlandı. O kadar yılın içinde neler yaşamıştı kim bilir? Kaç kez vazgeçmeyi düşünmüştü? Kaç gece sabaha kadar ders çalışmıştı?
Ben ise 25 yaşında, hayatın neresinde durduğumu bile tam çözememiş haldeydim.
O an içimde bir kıskançlık değil ama bir eksiklik hissi doğdu. Sanki herkes bir yere varmış da ben durakta unutulmuş gibiydim.
Hayallerin Ağırlığı ve Gerçekliğin Soğukluğu
Ertesi gün yürürken yine aynı soru aklımdaydı. İnsan bazen bir soruyu sadece öğrenmek için değil, kendini anlamak için sorar.
FTR doktoru kaç yıl?
Bu soru bana şunu düşündürmeye başladı: Bir meslek sadece bir iş değil, bir ömür planıydı. Ben ise henüz kendi ömrümün planını bile yapamamıştım.
Bir bankta oturup insanları izledim. Okula giden çocuklar, işe yetişmeye çalışanlar, elinde poşetlerle yürüyen yaşlılar… Herkes bir yolun içindeydi. Ben ise o yolların kenarında durmuş, hangisine gireceğimi bilmiyordum.
O an içimdeki boşluk büyüdü. Ama aynı zamanda garip bir şekilde umut da hissettim. Çünkü o doktorun yolculuğunu düşündükçe, insanın bir şeye yıllarını vermesinin aslında korkutucu değil, anlamlı olduğunu fark ettim.
Bir Günlük Sayfasına Düşen Gerçek
O gece defterimi açtım. Yazmaya başladım:
“Bugün bir doktorun kaç yılda FTR uzmanı olduğunu öğrendim. 10 yıl gibi uzun bir yol. Ama en çok şunu düşündüm: Ben neden bu kadar kısa şeylerde bile yoruluyorum?”
Kalem durdu. Bir süre devam edemedim. İçimde bir sızı vardı ama adı konmamıştı.
Sonra devam ettim:
“Belki de mesele süre değil. Belki de mesele, o süre boyunca neden devam ettiğin.”
O an fark ettim ki, ben aslında sadece bilgi aramıyordum. Kendime bir yön arıyordum.
FTR Yolunun İçindeki İnsan Hikâyesi
Bir gün tekrar hastaneye gittim. Bu kez bilinçli olarak. Sadece bakmak için. O doktoru görür müyüm diye değil, o dünyanın içine biraz daha yaklaşmak için.
Koridorda yaşlı bir adam vardı. Yürümekte zorlanıyordu. Yanında bir fizyoterapist ona destek oluyordu. Küçük adımlar, yavaş hareketler… Ama her adımda bir geri dönüş vardı hayata.
O an içim titredi.
İnsanların yeniden yürüyebilmesi, yeniden güç kazanabilmesi… Bu sadece bir meslek değil, bir tür yeniden başlatma haliydi.
Ve yine aynı soru zihnime geldi ama bu kez farklı bir anlamla:
FTR doktoru kaç yıl?
Artık bu bir merak değil, bir hayranlık sorusuydu.
Kendi Hayatıma Dönüş
Kayseri’nin akşamları ağırdır. Gökyüzü sanki şehrin üstüne biraz daha çöker. O akşam yürürken kendime dürüst oldum.
Ben ne istiyordum?
Cevap net değildi. Ama ilk kez bu belirsizlik beni korkutmadı.
Çünkü artık şunu anlamaya başlamıştım: herkesin yolu aynı hızda olmuyordu. Kimisi 10 yılda bir insanı ayağa kaldırmayı öğreniyordu, kimisi ise kendi içindeki kırıkları yeni fark ediyordu.
Ben ikinci gruptaydım.
Ama bu kötü bir şey değildi.
Barohaberleri olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “FTR doktoru kaç yıl” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
İçimdeki Sessiz Dönüşüm
Zaman geçti. Günler birbirine benzedi ama ben değişmeye başladım. Daha çok okudum, daha çok düşündüm, daha çok sustum.
Ve her sustuğumda o soru yine geldi:
FTR doktoru kaç yıl?
Ama artık bu soru bana bir kıyas değil, bir yol haritası gibi geliyordu. Bir şeyin değerinin zamanla ölçüldüğünü, sabrın aslında görünmeyen bir emek olduğunu anlamaya başlamıştım.
Bir gün annem yanıma oturdu. Yüzüme baktı.
“Ne düşünüyorsun yine?” dedi.
Cevap vermedim hemen. Sonra sadece şunu söyledim:
“İnsanlar bazı şeyleri yıllar içinde öğreniyor ya… Belki de acele etmemek gerekiyor.”
Annem başını salladı. O da çok şey söylemedi ama anladığını hissettim.
Son Değil, Başlangıç Gibi
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Faturasız hat kaç ay içinde kapanır ?
Bugün hâlâ net bir yolum yok. Ama artık bir sorudan kaçmıyorum. O soru beni korkutmuyor.
FTR doktoru kaç yıl?
Bu soru bana artık bir mesleği değil, bir sabrı anlatıyor. Bir insanın yıllar içinde başka insanlara umut olabilmesini anlatıyor.
Ve belki de en önemlisi, bana kendi hayatımın da bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken artık içim biraz daha sıcak. Çünkü biliyorum ki bazı cevaplar hemen gelmez. Bazıları yıllar içinde şekillenir.