Göbek Ne Zaman Gider?
İzmir’in sıcağında, kalabalık kafelerde, deniz kenarındaki soğuk içeceklerde, ya da akşamları sahilde yürüyüş yaparken insanın aklından tek bir şey geçiyor: “Bu göbek ne zaman gider?” Evet, bu soruyu hepimiz sormuşuzdur. Herkesin sabahları aynada kendine bakıp biraz endişe ile biraz da üzülerek sorduğu o çok evrensel soru… “Göbek ne zaman gider?”
Ama şöyle bir şey var, bu sorunun yanıtı tek bir formülle açıklanacak bir şey değil. Hadi gelin, İzmirli bir gencin göbekle mücadelesine, arkadaş ortamlarında yediği esprili şutlara ve iç sesinin hayatta kalma çabalarına tanıklık edelim.
Göbekle Barış: Sabaha Karşı Bir Savaş
Sabahları alarm çaldığında, uykunun o tatlı sarhoşluğunda göbeği unutuyorum. Hatta kahvemi içerken biraz daha rahat hissediyorum, “Bugün yeni bir başlangıç” diyorum ama birkaç saat sonra zaten 2. çikolata simidiyle aramıza mesafe koyduğumuzu sanarken bir bakıyorum, simit devasa göbeğin dostu gibi oluyor. Aynen şu şekilde:
İç Ses:
“Sen bugün spora gidecek misin?”
Ben:
“Tabii ki… Ama önce şu simidi bitireyim, sonra karar veririm.”
İç Ses:
“Evet, işte bu kadar mantıklı. Hem belki akşam koşarsın, kim bilir.”
Ben:
“Evet, ya da belki akşam uykumu alırım, değil mi?”
Bir türlü toparlanamıyorum, bir türlü o göbeği gerçekten unutamıyorum. İnsanların “o göbek zamanla gider” dedikleri zamanlarda, ben 15. su şişesini içip “bugünlük spor tamam” diye kendimi kandırıp, tekrar kumsala oturuyorum. Ama merak etmeyin, göbek asla sadece kendini kaybeden bir figür değil, hepimizin içsel savaşı!
Göbek Ne Zaman Gider? Sadece Yağ Değil, Arzular da Gidiyor!
Bu sorunun cevabını bulmak için, biraz da psikolojik boyutuna inmek gerek. Göbek dediğimiz şey, sadece yağ değil, bazı arzuların da birikintisi gibi. Yemek yediğinde değil, işte o küçük anlarda, geceleri düşünürken aslında ne kadar da rahatlayıp, bir tane çikolata daha yerim diye düşündüğünde o göbek biraz daha artıyor.
Hayatındaki her şeyi düşünürken, insan bazen rahatlıkla bir çikolatanın, bir pastanın ya da bir dondurmanın cazibesine kapılabiliyor. Ama o esnada “göbek ne zaman gider?” sorusunun cevabı pek de tatlı olmuyor. Çünkü bu sorunun peşinden gidildikçe, aslında bir nevi hayatının anlamını sorgulamaya başlıyorsun.
Arkadaş Sohbeti
Murat: “Ya kardeşim, bu göbek ne olacak? Ben seni spora yazdırdım ya, hala gitmiyorsun!”
Ben: “Murat, spora gitmek zor, önce akşam yemeğini yiyeceğim sonra bakarım.”
Murat: “Yemek mi? Yine mi o pizza?”
Ben: “Hayır, hayır… Ama bak, şu yeni burgerciyi deneyelim mi? Göbek gitmese de o kadar güzel ki!”
Göbekten önce yemek düşüncesinin bile insanı rahatlatması ilginç değil mi? Bir tarafta kıyafetlerin daralmaya başlaması, öteki tarafta o tatlı dondurmanın eşlik ettiği yaz akşamı… Dile kolay!
İzmir’deki Bir Akşamda: Göbekle Barış Sözleşmesi
Tabii ki, göbek için pazarlık yapmayı da ihmal etmiyorum. İzmir’deki o sıcak akşamda, kumsalda bir yürüyüş yapmaya karar verdiğimde, o an fark ediyorum ki: Göbek hala yanımda. Her şeyin, o kumsalın rüzgârının, denizin kokusunun bile, içimdeki bu “göbekle barış” yaklaşımını değiştirmiyor. Hedefim basit aslında, ya spora başlayacağım ya da bu göbekle dost olmayı kabul edeceğim!
İç Ses:
“Bak, bir tane tatlı yediğin için spora gitmek biraz zor olacak ama…”
Ben:
“Zor değil ya, sadece biraz daha sabır gerek.”
Ve gerçekten sabrediyorum. Ya da öyle söylüyorum. Göbekle barış yapmaya karar verdiğim anlarda, zaman zaman hayatın anlamını yeniden bulmuş gibi hissediyorum. “Yaşamak güzel” dedikçe, yanımdaki dostlarım da benimle dalga geçiyor, çünkü bu göbekle barış görüşmesi pek de kimseye mantıklı gelmiyor.
Arkadaş Sohbeti (Yine)
Aylin: “Ya gerçekten spora başlasan, ne zaman başlayacak bu hikâye? Bence o göbeği atmanın tam vakti!”
Ben: “Vallahi, belki yarın. Ama önce şu pizzayı bitireyim, ondan sonra düşünüyorum.”
Aylin: “Ne zaman başladığını görebilir miyim?”
Ben: “Tabii, hemen… Ama o göbek ne zaman gider, bilemem!”
Göbek İçin Stratejiler: Gerçekten Savaşmak Gerekir mi?
İnsanın bir göbeği var, bir de hayatı. Ya bu iki şey arasında bir denge kuracak, ya da sadece dışarıdan gelen “göbek ne zaman gider?” soruları arasında kaybolacaksınız. Ama işin komik tarafı şu ki, göbek sadece fiziken kaybolmuyor. Göbekle savaşmak, aslında insanın içindeki arayışa, rahatlık arzusuna da bir çözüm getiriyor.
Her sabah biraz daha sıkı spor yapmaya, her akşam biraz daha az yemek yemeye karar verirken, bir bakıyorum ki “yok, bu sefer bu göbeği yenemem.” Ama diğer taraftan da fark ediyorum, hayatla ilgili kurallarımı değiştirmemek, bir nevi göbeğimi kabul etmek demek değil mi? Bazen, bir pizza daha yediğinde, o anda bir şeye karar vermek gerekebilir: Ya bu göbekle barış yapıyorsun, ya da kaybolması için savaşacaksın. Tabii, bir de birkaç tatlı an olabilir.
Sonuç: Göbek Ne Zaman Gider?
Göbek asla tek bir anın sonucudur. O sadece hayatın bir yansımasıdır. Yani şunu unutmayın, bu göbek ne zaman gider sorusu, kendinizi tekrar tekrar sorgulamanıza yol açabilir. O yüzden bir zaman sonra fark ediyorsunuz, belki göbek gitmeyecek ama bu, sadece formunuzu değil, kendi hayatınızı nasıl daha fazla seveceğinizi de değiştirebilir. Göbekle barışın, onunla birlikte yaşayarak, kendi sınırlarınızı keşfedin. Sonuçta, kimse mükemmel değil ve biraz eğlenceli olmanın zararı yok.
O yüzden soruyu tekrar soralım: Göbek ne zaman gider? Belki hiç gitmez, ama bu süreç, kendinizle barış yapma süreci olur. Göbekle bir yaşam tarzına evet demek, bazen de hayatı neşeyle, belki biraz daha rahat ama hala aktif yaşamak demek.
Ve unutmayın, her şeyin biraz esprili bir şekilde bakılmaya ihtiyacı var!