Eski Mezar Taşlarında Ne Yazar? Bir Psikolojik Mercek Altında İnsan davranışlarını anlamak, bazen en derin duyguları ve düşünceleri keşfetmeye çıkmak gibidir. Psikolog olarak, her gün insan zihninin karmaşık yapısını çözümlemeye çalışırken, bazen bir an durur ve yaşamın sonu üzerine düşünürüm. İnsanlar, ölümleri ve kayıpları farklı şekillerde ele alır; bazen bu süreç, bir son olarak kabul edilirken bazen de bir hatırlatmaya dönüşür. Eski mezar taşları, bu hatırlatmaların somutlaştığı birer zaman kapsülleri gibidir. Peki, eski mezar taşlarında ne yazıyordur? Yalnızca ölenin adı mı yoksa geride kalanların duygusal izleri mi? Bu yazı, mezar taşlarının birer psikolojik iz olarak nasıl anlam kazandığını inceleyecek. Mezar…
4 YorumYazar: admin
Şerafettin Kanık Nereli? Farklı Yaklaşımlarla İnceleyelim Bugün, belki de çok bilmediğimiz ama bir şekilde merak ettiğimiz bir konuya odaklanalım: Şerafettin Kanık nereli? Bu soruyu birçoğumuz zaman zaman duymuşuzdur, ancak cevabı bulmak o kadar da kolay olmayabiliyor. Şerafettin Kanık’ın nereli olduğunu anlamak, sadece bir bilgi edinmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Belki de ona olan bakış açımızı değiştirecek, kökenlerine dair daha derin bir anlayış geliştireceğiz. Şimdi, bu soruya farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, hem objektif verilere dayalı hem de toplumsal etkiler üzerinden bu konuyu ele alalım. Erkeklerin, genellikle daha veri odaklı bir yaklaşım sergileyebileceğini, kadınların ise duygusal ve toplumsal etkiler…
6 YorumHemoroid Kendi Kendine Geçer mi? Geçmişin İzinde, Günümüzün Sorunu Bir tarihçi olarak, bazen hastalıkların ya da sağlık sorunlarının zaman içindeki evrimini incelerken, geçmişle bugün arasındaki benzerlikleri görmek oldukça dikkat çekici olur. İnsanlık, binlerce yıl boyunca, birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkla başa çıkmaya çalışmış; ancak bazen bu hastalıklar, tam olarak ne olduklarını anlamadan, tedavi yöntemlerine ya da toplumsal tutumlara dönüşmüşlerdir. Bugün karşılaştığımız birçok hastalık, geçmişte farklı şekillerde tanımlanmış ve çözüm yolları geliştirilmiştir. Peki, hemoroid gibi yaygın bir rahatsızlık, tarihi süreç içinde nasıl ele alınmış ve bu sorun kendi kendine geçer mi sorusu, zaman içinde nasıl bir anlam kazanmıştır? Hemoroidin Tarihsel Yolculuğu…
6 YorumHematoloji Muayenesi Nasıl Yapılır? Toplumsal Güç İlişkileri ve Bedenin Siyaseti Bir Siyaset Bilimcinin Penceresinden: Kanın Sessiz Politikası Toplumun damarlarında dolaşan kan, yalnızca biyolojik bir sıvı değildir. O, aynı zamanda iktidarın, kurumsal düzenin ve ideolojik kontrolün bir metaforudur. Tıpkı bir devletin kurumları gibi, insan bedeni de denetim, düzen ve iş birliği gerektirir. Hematoloji muayenesi ise bu düzenin mikro düzeydeki gözlemini, yani bedenin “devlet mekanizmasını” incelemektir. Peki, bir toplumun sağlığı ile bir bireyin kan dolaşımı arasında fark var mı? Yoksa her muayene, aslında bir iktidar ilişkisini mi temsil eder? Hematoloji Muayenesi: Bilimin Bürokratik Yüzü Hematoloji muayenesi, kanın yapısını, hücre bileşimini ve pıhtılaşma…
8 YorumHelezon Şekli Nedir? Ekonomik Denge ve Döngülerin Görünmeyen Simetrisi Bir Ekonomistin Meraklı Girişi: Kıt Kaynaklar, Sonsuz Döngüler Kaynaklar sınırlıdır, ama insanın arzuları sonsuz. Her ekonomik karar, bir başka fırsattan vazgeçmek anlamına gelir. Bu düşünce, ekonominin kalbinde atan bir gerçektir. Fakat bu kararlar doğrusal bir çizgide ilerlemez; tıpkı helezon şekli gibi, döner, kıvrılır, bazen yükselir, bazen daralır. Ekonomiyi bir helezon gibi düşünürsek, her dönüş; bir kriz, bir toparlanma, bir büyüme ya da bir yeniden yapılanma dönemini simgeler. Ekonomik sistemler de tıpkı bir helezon gibi, sürekli dönerken ilerler. Düz bir çizgide değil, dairesel bir yükseliş içinde. Helezon Şekli: Ekonomik Yapının Görsel Metaforu…
6 YorumBazı sabahlar vardır, insanın zihni bir soruyla uyanır. O sabah ben de kahvemi yudumlarken kendime şunu sordum: “Kamçı ne işe yarar?” İlk bakışta teknik bir soru gibi görünse de, aslında doğanın en etkileyici mühendislik harikalarından birini anlatıyor. Biyolojinin detaylarında gizlenen bu küçük yapı, yaşamın sürmesi için büyük bir role sahip. Gelin, hem bilimin hem de hayatın içinden örneklerle bu sorunun peşine düşelim. Kamçı: Doğanın Görünmez Motoru Bilim dünyasında kamçı (flagellum), hücrelerin veya mikroorganizmaların hareket etmesini sağlayan ince, ipliksi bir yapıdır. Mikroskop altında baktığınızda adeta bir kuyruğu andırır; ama işlevi bundan çok daha büyüktür. Verilere göre, kamçı kullanan organizmaların hareket hızı,…
Yorum BırakEn İyi Pekmez Ne Pekmezi? Tat, Toplum ve Kimlik Üzerine Sosyolojik Bir Okuma Bir sosyolog olarak, gündelik hayatın en basit sorularında bile toplumun derin kodlarını görmeye çalışırım. Geçenlerde biri bana sordu: “Sence en iyi pekmez ne pekmezi?” İlk bakışta sıradan bir mutfak sohbeti gibi duran bu soru, aslında toplumsal ilişkiler, kültürel değerler ve kimliklerin kesişiminde duran ilginç bir sorudur. Çünkü “tat” dediğimiz şey yalnızca damakta değil, toplumsal hafızada oluşur. Her kaşık pekmez, bir kültürün üretim biçimini, aile ilişkilerini, toplumsal cinsiyet rollerini ve hatta ekonomik yapısını taşır. Bu yazıda, “en iyi pekmez ne pekmezi?” sorusunu yalnızca damak tadı üzerinden değil, toplumsal…
Yorum BırakKapsayıcı Eğitim Modeli Nedir? Eşitlik Vaadi, Eşitsizlik Riski Sert söyleyeceğim: Kapsayıcı eğitim modeli harika bir fikir olarak pazarlanıyor fakat kötü tasarlandığında eşitliği vaat edip eşitsizliği üretebiliyor. Sınıfın kapısından içeri giren her çocuğun potansiyeline erişmesi gerektiğine yürekten inanıyorum; ama bu inanç, “herkesi aynı anda, aynı yöntemle, aynı hedefe götürürüz” kolaycılığına teslim olduğunda iyi niyet, iyi sonuç doğurmuyor. Gelin, sıcak ama tartışmacı bir dille, bu modelin vaatlerini, kör noktalarını ve cesurca konuşulması gereken taraflarını birlikte masaya yatıralım. Kapsayıcı Eğitim Modeli: Tanım ve Büyük Vaat Kapsayıcı eğitim modeli, öğrenme farklılıkları, engeller, sosyoekonomik koşullar, dil ve kültür ayrılıkları gözetmeksizin tüm öğrencilerin aynı öğrenme ortamında…
6 YorumÖlen Kişi İstediği Yere Gömülür mü? Ekonominin Sessiz Alanında Bir Karar Mekanizması Bir ekonomist olarak her zaman şu temel soruyu kendime sorarım: Kaynaklar sınırlıysa, seçimlerimizi ne belirler? Bu soru sadece üretim, tüketim ya da yatırım için geçerli değildir. Hayatın en son aşamasında, yani ölümde de aynı denge mekanizması işler. İnsanlar yaşarken olduğu kadar öldükten sonra da tercihler yapar; ancak bu tercihler artık doğrudan ekonomik, hukuki ve toplumsal sistemlerin alanına girer. Ölen kişi istediği yere gömülür mü? sorusu, yüzeyde duygusal bir sorgu gibi görünse de aslında derin bir ekonomik tercih ve kaynak yönetimi problemidir. Kaynakların Sınırlılığı: Mezarlık Alanı Bir Ekonomik Varlık…
Yorum BırakUykuda Diş Gıcırdatma Nasıl Önlenir? Sosyolojik Bir Perspektiften İnceleme Giriş: Toplumsal Yapılar ve Bireysel Davranışlar Arasındaki Bağ Toplumsal ilişkilerin ve bireylerin gündelik yaşam pratiklerinin kesiştiği noktalarda, bazen en basit görünen eylemler bile derin anlamlar taşır. Bir araştırmacı olarak, bireylerin davranışlarının sadece biyolojik veya psikolojik boyutlarıyla değil, aynı zamanda toplumsal yapılarla kurduğu ilişkiyle şekillendiğini gözlemlemek ilgi çekicidir. “Uykuda diş gıcırdatma” (bruksizm), genellikle stres, kaygı ve gerginlik gibi bireysel nedenlere bağlanır. Ancak, bu davranışın sosyolojik bağlamda ele alınması, toplumsal normların, kültürel pratiklerin ve cinsiyet rollerinin bu durum üzerindeki etkilerini daha görünür kılar. Toplumsal Normlar ve Gerginlik Kültürü Modern toplumlarda bireyler, sürekli bir…
8 Yorum